Neden Türkü ?
Yaşamın ta kendisi, içimizin ışığı, ruhumuzun aşı TÜRKÜ`lere ve türkü dostlarına merhaba.
Her biri hazine kıymetinde olan türkülerimiz, ayrılığın ve kavuşmanın, hasretin ve tutkunun sevdanın ve kavganın gönüllerde buluştuğu bir insani haykırıştır.
Türkülerimiz asırlık hüzünleri aynı tazeliği ile aktarabilen, tek bir mısrası bile kitap olabilecek edebiyat şaheserleridir.Çok derin, bir o kadar da yalın ve sadedirler.
Acı ve hüzünlü zamanlarda sığınılan bir liman olan türkülerimizde sözler ile ezginin buluşması dal ile asma misali kusursuzdur.

Bedri Rahmi Eyüboğlu diyor ki,
Şairim, zifiri karanlıkta gelse şiirin hası,
Ayak sesinde tanırım.
Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım.

Türkülerimiz, kuşaklar arasında samimi, içten bir iletişim sağlayarak kin, nefret, intikam yerine düşler, umutlar, doğrular, sevgiler ekerler.

Türkülerimizin en az bir tarihçi kadar doğru tespitleri vardır ve habercidirler.
Anadolu?muz savaşlarda binlerce insanını şehit verdi. Geride batmış ocaklar, öksüz çocuklar,gözü yaşlı yavuklular, analar,babalar kaldı.Birde birde acılarla yüklü ağıtlar.

Yüzbaşılar yüzbaşılar
Tabur taburu karşılar
Yağmur yağıp gün değişir
Yatan şehitler ışılar

Anadolu?muzun, belki de dünyanın başka hiçbir ülkesinde ve hiçbir dilinde olmayan bir ses ve söz zenginliği vardır.
İnsanın, tabiatın bin bir halini dile getiren türküler Anadolu insanı ile bütünleşmiştir.
Anadolu insanı aşsız, ekmeksiz kalmış ama türküsüz asla.
Özgürlük, barış, sevgi, hoşgörü diyen Anadolu insanı evrenseli özünde taşır.

Bedri Rahmi Eyüboğlu ne güzel de söylüyor,
Ah bu türküler, köy türkülerimiz
Ne düzeni belli ne yazanı
Altlarında imza yok ama içlerinde yürek var.
Cennet misali sevişen, cehennemler gibi dövüşen,
Bir çocuk gibi gülüp, mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen.

Yaşanmışlıkları, türküleri daha da kıymetlendirmektedir.
Türküleri dinlerken yaşanan olay ete kemiğe bürünüp bir film şeridi gibi gözümüzün
önünden geçebilir.
Sizlerle böyle bir türkünün öyküsünü paylaşmak istiyorum.
Muharrem Akkuş`tan alınan türkümüzün yöresi Erzurum.

Çobanımız Erzurum yaylalarında camış güder, o camışların dilinde camışlar da onun dilinden
anlarmış.
Dövüşen camışları ayırmak zordan da zordur.
Çoban öldürücü vuruşu yapmak için ayrılan camışların ortasında dururmuş. Camışlar var güçleriyle koşmaya başladıkları zaman bir birine bir diğerine durrr dermiş, onlarda dururmuş. Çobanın bu şaşılası yeteneği efsane olmuş halkın dilinde.
Devran dönmüş gün geçmiş, çoban huyu huyuna suyu suyuna denk bir kız bulmuş ve evlenmeye karar vermiş. Bir odalı ev yapmış ama döşetememiş bile.
Düğün günü çoban güvegi giysilerini giymiş.
Düğünün tam ortasında iki camış bayırda dövüşe tutuşmuşlar ki ayırmanın mümkünü yok.
Çaresiz, çobana giderler. ''Zavallı camışlar birbirini öldürecekler '' diyerek zayıf tarafından yakalarlar çobanı.
Çoban güvegi giysileri ile koşmuş, camışların tam ortasında durmuş ve durrr diye bağırmış.
Nafile. Camışlar durmamışlar ve iki camış arasında kalan çoban un ufak olmuş.
Camışlar, çoban giysileri ile görmeye alıştıkları çobanı tanımamışlar ve dur komutunu dinlememişlerdi..

Yeryüzünün en güzel söz söyleyicisi Anadolu İnsanı, çoban için bir türkü yakmış ki olayı nasıl da güzel resmediyor.

Gara camışaları vurdum bayıra
Döğüşe döğüşe yendi çayıra
Diyin güvegiye gele ayıra
Güveginin işin Allah gayıra

Giderem giderem
Dudu gumru gibi durmaz öterem öterem
Hulusi gönülden gahar giderem giderem

Bir oda yaptırdım döşedemedim ben nedim
Üç günlük ömrümü beş edemedim ben nedim
Bu gara bahtıma küsmüş giderem giderem

Giderem giderem
Dudu gumru gibi durmaz öterem öterem
Gelin helallaşın bende giderem giderem.

Yunus'u, Emrah'ı, Köroğlu'su Karacaoğlan'ı Pir Sultan Abdal'ı ve nice isimsiz ozanıyla Anadolu ne kadar övünse azdır.

Türkülerimiz halkın canında can bulup yaşamaya devam edeceklerdir.

Nazım Hikmet diyor ki,

İnsanların türküleri kendilerinden güzel,
Kendilerinden umutlu, kendilerinden kederli
Daha uzun ömürlü kendilerinden
Sevdim insanlardan çok türkülerini
İnsansız yaşayabildim
Türküsüz hiç bir zaman.
Hiçbir zaman beni aldatmadı türküler de.

Kalın türkülerle.

HACER KARAGÖZ

TÜRKÜLER

Türküler,türkülerimiz içten sıcak,anlamlı büyük bir aşktır onlar...Ana sütü
kadar temiz ve helaldir bize türküler. Bazen acımız,bazen sevincimiz, bazen
de sitemimiz olur türküler.Yüzyıllardır hiç bıkmadan büyük bir aşkla
yüreklerimizde besledik türkülerimizi.


Nesilden nesille yetiştirdiğimiz,büyük aşkla, doğallıkla bugünlere
getirdiğimiz türkülerimizi sıkıca kucaklayıp bizden sonraki nesillere türkü
tadında bırakmak en önemli dileğimiz.

Siz türkü dostlarını türkülerin sıcaklığını yüreklerimizde paylaşmak
amacıyla YEDİDERYA TÜRK HALK MÜZİĞİ topluluğuna çağırıyoruz.

Copyright © Yediderya.com - Tüm hakkı saklıdır
Tasarım ve Programlama Aykut Önen